Bir Perşembe sabahı.

Bir Perşembe sabahı tanıştım o güzel nur yüzünle. Kristaldi – şeffaftı tenin. Bir hayat boyu tanıyordum sanki seni ilk gördüğümde.  Yaşamlar boyu anneydim ben. Hafızam buğulu, laflar, sözler havada uçuşuyor.  Ama hislerimi hiç unutmuyorum.. Dün gibi aklımda.  Kokun, dün gibi burnumda.  İnce tiz sesin, arka planda.

Sana kavuşmamın tam beşinci yılı bugün.  Güldüğüm, sevindiğim, bağırıp ağladığım, koşup eğlendiğim, bitap düşüp süründüğüm, sevinçten zıpladığım, üzüntüden kahrolduğum koskoca 5 yıl. Bir nefeste geçti.

Akşam yastığa başımı her koyuşumda varlığını düşünüp binlerce kez minnet duyduğum canım Ada’msın. Sabah kalktığımda kafamdaki ilk düşünce. Ben senden önce hiç yokmuşum, ya da biz hep birlikte varolmuşuz gibi.

Bugün, sadece senin annen olduğum son doğumgünün.  Bunun bende yarattığı duygular o kadar karmaşık, ama o kadar doğal ve içten ki.  Huzur buldum uyuyan yüzünde bu sabah ben senin.  Sen benim elim, ayağım, kolumsun.  Yol göstericim, rehberim, başka boyutlarla aramdaki köprüm.  Ne güzel birşeyler yapmışım ben ki seni haketmişim güzel bebeğim.

Bu çalkantılı yolda senin ışığınla yürüyebiliyorum ben.  İçimi ısıtıyorsun.  İyi ki doğmuşsun, iyi ki bana gelmişsin.

“İyi ki seni seçmişim değil mi anne?” deyişin hiç kulaklarımdan gitmeyecek bir ömür boyu… “Seni ben bulutlardan gördüm seçtim.  Sen de benimle oradaydın.” Bu sözlerin ışık bana hergün, her nefesimde.

Evrenden tek dileğim bu hassasiyetini hayat boyu koruman, başkalarına da ışık olman bana olduğun gibi.

İşte bugün, gene bir güzel Perşembe sabahı.  Güneş ılık doğdu gene. Seni selamlıyor, kucaklıyor.  “İyi ki varsın!” diyor…

 

 

Asılı kalmış bu sessizlik…

…Buraya yapışmış.  Elim gidip de yazamamışım bir türlü.  Halbuki ne çok şey biriktirdim bu aralar.

Ama önce bununla başlarım.  Kızımın iki yaşına gelmesini burada değil de Facebook’ta kutlamışım bu sefer.

Şevklen buraya kopyalarım:

“Kafamda binbir düşünce, önümde binbir iş, bir gözümü açmışım 27 Aralık olmuş gene… Üzerinden tam 2 yıl geçtiğine şu satırları yazarken inanmam mümkün değil. Zamanın lineer olmadığına bir kanıttır bu benim kitabımda.

Bir bakmışım anne olmuşum. Bir gözümü açmışım, kucağıma fırlatmışlar o ufacık, sıcacık, tatlıcık inanılmaz varlığı. Sanki bir düşümde defalarla gördüm ben bu anı… Bir uykudur uyanmışım, kendime gelmişim, kendimi bulmuşum. Bir kol omzumdan dürtmüş beni, doğru yol bu taraf demiş, kucağıma da onu tutuşturmuş, yoluma koymuş.

Taşımışım kucağımda, koynumda, göğsümde. Akıtmışım hep bilmediğim bana bile yabancı o sevgiyi. Bilmemişim içimdeki çığ gibi büyüyen sıcaklığı. Hep beklemeden vermişim. Hep sevmişim. Kemiklerim ağrımış bu sevgiden, coşmuş yüreğim.

Bir gün tanıyarak bakmış bana. Gözlerini gözlerime dikmiş, minnet etmiş sanki. O günü unutamam. Bir gün yan dönmüş, bir gün elini uzatmış, bir gün boynuma sarılmış. Bir gün elimden tutmuş… O elim hala sıcak.

Bir gün bir bakmışım koşuyor, ‘anne!’ diye bana doğru. Dizlerimin bağı çözülmüş, orada yığılacağımı sanmışım… Ama anne olmuşum ben. Kalkanım var benim. Kalbim zırhlı.

2 tam yıl geçmiş, onun içimden çıkarak kucağıma kaydığı o anın üzerinden. İnsan unutur mu demeyin, detayları unutmaya başladım bile. Bir hüzün kapladı içimi bu gece. Ama onun kucağıma değdiği o anı sanırım mezara götüreceğim.

İnsan anne olunca anlar derler ya. Anne olmuşum ben. Anlıyorum. Şaşıyorum kendime ama anlıyorum.

Seviyorum, tüm kalbimle. Her gördüğümde içim cız ediyor. Görmediğim her an özlüyorum. Her girdiğim doğumda sanki yeniden doğuruyorum. Taze kalıyor o an gözümde.

Akşam oluyor. Sarılıyoruz, uyuyoruz kucak kucağa. Sabah ‘anne!’ diye atılıyor boynuma.

2 yıl geçti üstünden. 20 de geçse, 200 de geçse bu iş böyle. Ben anladım. Ben anneyim.

Doğum günün, doğum günümüz kutlu olsun bebeğim.

Tanıdığım tüm harika anneler adına.

27 Aralık 2009”