Portre Berkel

Hayatlarımıza ilham vermesini amaçladığım, kadınların katıksız hikayelerini portreleyeceğim SADE PORTRE’ye hoşgeldiniz.  Fotoğraf ve yazının bana ait olduğu, kendimizi tüm yalınlığımızla paylaştığımız bir platform olması dileğim.  

Hepimiz insan olarak, kadın olarak, birçok şapkalar giyiyor, birçok işe koşuyor, ama zamanla meziyetin bunlardan soyunabilmek, özümüze varabilmek olduğunu unutabiliyoruz.  Bunu bize hatırlatan, yüreğinin sesini dinleyebilmiş, az seçilen yollarda yürümüş, engebeler atlatmış, annelikle, eşlikle, elinin hamuruyla evrilmiş kadın portreleri…

Hepinize, hepimize ilham olması, peri tozu değdirmesi dileğiyle.  Başlıyoruz…

◊◊◊◊◊◊◊

Didem Berkel, benim 30 yaş sonrası tanıdığım ama en yakınlarıma hemen dahil edebildiğim, çok tatlı, çok deli, çok ağlamalı, bol gülmeli bir arkadaşım.  Hayatımdaki ilhamı tartışılmaz olan bu arkadaşımla, ilham veren SADE PORTRE hikayelerimizin açılışını yapıyoruz. Duck Design Studio ortaklarından olan, bu dünyalardan büyük kadının hikayesini, kendi ağzından dinleyelim…

berkel-3496

Kendini nasıl tanıtırsın Didem? Nasıl birisin sen?

Ay ne zor soru bu böyle! Anne, reklamcı, eğlence seven, ortalama biri diyeceğim. Olmadı.   Şöyle gireyim: An itibariyle 42 yaşındayım. Hep heykeltraş olmak istedim, okulunu okudum, dereceyle mezun oldum filan ama gel gör ki memleketim sanatçı olmama izin vermedi… Kültür/sanat programı editörlüğü ile kendimi avuturken bir anda Haberci’nin yapımcısı oluvermişim.  Sonra PR ve Event derken, reklam ile tanıştım. Küçük bir ajansta çalışmaya başladım, derken ajans büyüdü.  Fazlasıyla büyüyünce biz üç arkadaş ordan aldığımız bilgi dağarcığımız dışında hiçbir şeyimiz olmadan yola çıktık ve kendi ajansımızı kurduk. 9 sene oldu. Valla yüzümüzü kara çıkaracak birşey de olmadı o gün bugün. Tüm bunlar olurken, 2009 ve 2015’te iki harika kız çocuğu dünyama girdi.  Annelikle bayağı bir dövdüm kendimi… Şu aralar nispeten sakin bir hayatım var… Memnunum kendimden.

42 güzel, peki 20’li, 30’lu yaşlar nasıldı?

20’ler aşırı iyiydi.  Sanat okudum, çok şanslıydım.  Kendi evime çıkmıştım.  30’larda adam olmaya başladım.  İş, güç ciddiye bindi hayat.  Derken anne oldum!  O zaman, bayağı ciddiye bindi olay. 40’larda bir bebek daha girdi hayatıma, haydi sil baştan… İyi ki de girmiş, yaşlanmaya vaktim yok!

Kariyerinde bulunduğun yere, seni neler hazırladı sence? Bu işi yapmasaydın, ne yapıyor olurdun?

Çok bezmiş olmasam kendi işimi kurmaya kalkışmazdım, eminim… Bu işi yapmasaydım da buna benzer şeyler yapıyor olurdum ama… Ucundan sanat, ucundan kendi aklını fikrini söyleyebilmek, bol ilişki…

Neden İstanbul? Neden Arnavutköy? Bu evin hikayesini anlatır mısın biraz?

berkel-3414

İstanbul’dan başka bir yerde yaşamadım hiç. Yaşayabilir miyim, bilmiyorum. Arnavutköy tamamen bal şansımız… Eşimin ailesinin evinde yaşıyoruz. Çok zamandır boştu.  İki yıl önce yenileyip taşındık.  Ben Elif’e hamile olduğumu öğrendiğimde hayatımızı, küçültecek, basitleşecektik.  Burasıymış kısmetimiz.  Ufak, iki buçuk odalı, ama denizin tam üstünde bir vaha burası.

Eşinden bahsettin, anlatsana, kimdir Ali? Nasıl bir babadır? Sence evlilik ne demek?

Eşim Ali, acaip tatli bir adamdır, komik, kibar, düşünceli… Hepsinden önemlisi süper bir babadır. Leyla doğduğunda hastane odasında (ki doğuranlar bilir ilk bebek ve ilk gece acayip zordur) mucizesini gösterdi… O gün bu gün iyi ki bu adamla evlenmişim demediğim tek gün olmadı… Çok iyi bir seçim yapmışım, aferim bana…
Evlilik ya da eş olmak sadece aynı yastığa baş koymak değil, hayatı paylaşmak için birbirine söz vermek demek. İyi ve kötü günde derler ya… Güvenmek, sırtını ona yaslayabilmek demek. O da sana yaslayacak sırtını elbette. Hayat zor zaten, beraber taşımak demek dünyayı, hayatı…

Peki annelik? Anlat.

Kendimle yüzleşmemi sağlayan aşırı nefis bir duygu; bir uçuruyor havalara, bir yerden yere vuruyor.  Yüreğim hep ağzımda, ağzım hep kulaklarımda…

 

Kendini anneliğe hazırlamak için birşeyler yaptın mı? 

Biraz çalıştım, biraz kitap okudum, hamilelik kursuna gittim en meşhurundan.  Bir doula edindim, onunla çalıştım. Sonra attachment parenting ile tanıştım, tam bana göreydi…

Attachment parenting deyince, kendi annelerimize ve bağlanmalarımıza girelim biraz… Senin annenle olan ilişkin, sence anneliğine ne kattı?

Bizim ilişkimiz genelde bana nasıl bir anne olmamam gerektiğini hatırlattı; iyi, keyifli yanlarını alıp, kasvetli yanlarını dönüştürmeye çalıştım. Sonuçta evriliyor insan, eğitiliyor.

İlk anneliğin Leyla… Leyla’yı doğurmadan bir gün öncesini hatırlıyor musun? Hayat nasıldı o zamanlar?

berkel-3517

Hatırlıyorum, patlamak üzereydim… Her anlamda. Zaten 42. hafta bittiği için artık sezaryen diyenlerle doluydu etrafım.  Vay, buraya kadarmış diye düşündüğümü hatırlıyorum.  Az gergin, çok heyecanlı ve tabiri caizse davul gibiydim.

Elif’in doğum sürecini anlatır mısın? Senin için neler getirdi Elif? Neler aynı, neler yeniydi?

Elif’in doğumu gayet sakindi… Çok çok çok uzun sürdü. Ben neye takıldım kaldım bilmiyorum ama Elif de takıldı.  Gene 42. haftanın son günüydü. Sancılar başladıktan 16 saat sonra, çok az bir müdahale ile epiduralsiz, suni sancısız, kesiksiz geldi koca bebeğim.  Hemencik koynuma… İlk doğumdan aklımda kalan hiçbir negatif tecrübeyi yaşamamaya yemin etmiştim sanki.  Pek güzel oldu. Sevdiklerim vardı etrafımda, bayağı kalabalıktı oda Elif geldiğinde.

İki kızını da düşündüğünde, sende anneliği besleyen, tetikleyen, evrilten şeyler neler?

Gene ağır soru… Herhalde itiraf etmesi en zor gocunmalarımla yüzleşmeyi öğrettikleri için o küçücük anlar diyebilirim. Bazen ağlama krizleri, bazen küçük bir gülüş içinde bulduğum küçük Didem’in bitmez büyüyemez halleri.  Hem besler, hem acıtır, hem öğretir hem de içimi tarifsiz birşeylerle doldurur o anlar…

Senin için ideal bir gün nasıl olmalı?

Sakin olmalı, tercihen güneşe uyanılan. İki kızım koynumda… Hiç koşturmasız bir kahvaltı, tercihen sokakta – tembelim demiş miydim? – sonra görüp bilmediğim yerlerde dolaşıp içimi, gözümü doyuracağım bir gün pek idealdir. Şimdi bile canım çekti.  Burnuma kokusu geldi huzurun.

◊ Peki, en sevdiğin seyahat rotası? 

Bilmediğim her yer çok cazip.  Avrupa’nın güneyi özellikle pek keyifli. İtalya’ya bayılıyorum; ye, iç, gez. Medeniyet, rahatlık… Çok kalabalık bir liste var önümde, gidip görülecek yerler… Kızlarla Los Angeles planlıyoruz yaza, sonra belki bir Uzakdoğu hayalim var, uzun tatil için.  Zamanı gelince…

◊ Kızlara şu an seni sorsam, bana ne anlatırlar? On yıl sonra ne anlatmalarını istersin?

Gene ağır soru… Annemle arkadaşız desinler isterim. On sene, yirmi sene sonra da aynı şeyi duymak isterim sanırım: “Çok iyi arkadaşız,…”

◊ Kendine ne sıklıkta zaman ayırırsın? Böyle zamanlarda neler yapmayı seversin? Neler yapabilmeyi isterdin?

Pek zaman ayırdığım söylenemez. Kızlarla buluşmalar sayılır mı? Haftada bir yakın kız arkadaşlarımla görüşmeye çalışıyorum… Kuaförüm, cilt bakımım, masajım, sporum filan yok. Ay ne fena. Gerçekten yok.  İşten gelip çocukları uyuttuktan sonra – uyuyakalmadan önce – kitap okuyarak, dizi izleyerek geçen kısıtlı zamanlarım var… Zira genelde de uyuyakalırım. Masaja gidebilmek isterdim, spor yapacak enerji ve azmim olsa ne harika olurdu. Kendimi şımartacak kadınsı hoşluklar, neden olmasın?

◊ 16 yaşındaki senle karşılaşsan, ona neler söylemek isterdin? 

Kızım bak, hayat aşırı ağırlaşıyor büyüdükçe, bu günlerin keyfini çıkar, günlük tut. Dert edip taktığın şeyler hava civa derdim.

Peki, son olarak, hayatından birşeyleri silip atabilsen, sadeleşmek adına, bu ne olurdu? 

Hiçbir şey.  Böyle iyi.

Saçlar, açık mı, toplu mu? Yeni kestirdiğim ilk birkaç gün açık, sonra illa toplu.

Kahve mi, çay mı? İlla çay.

Düz mü, topuklu mu? Düz. İriceyim, yoksa bayılıyorum topukluya.

Kitap mı, tablet mi? Tablet

Bardak dolu mu, boş mu? Dolu-dolu

Vakit ayırdığın için çok teşekkürler…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s