sizin geçişleriniz nasıl?

Uzun zamandır özlemle ve merakla hayata geçmesini beklediğim bir çalışmadan bahsedeceğim size.

Bol bol yazıp durdum, Continuum Concept, Attachment Parenting vs hakkında.  Gönlüme ve anneliğime en yakın bulduğum kavramlardı bunlar.  Ama çok önemli bir kısmının üzerinde durmamıştım.  Bu kavramlar bağlamında yaşanan ebeveynlik aracılığıyla kendimizde yaptığımız yolculuklar, üzüntüler, gözyaşları, feryatlar, kahkahalar… Bunlar bizi bizi yapan geçmişimiz ve taşınarak ebeveynliğimize geçişte “selam, ben burdayım,” diyorlar bize.  Sakladığımız, gömdüğümüz, unuttuğumuz herşey geri dönüyor.  “Yarayım ben!” diyor, “benimle de ilgilen!”  Çocuğa ağladığı için sinirlenme olarak yansıyor bu.  Veya çocuğun önünde eşinle tartışma olarak.   Çocuk bunları alıyor bilinç altına, tıpkı bizlerin zamanla taşıdığı şeyler gibi biriktirme kutusuna atıyor…

Size çocuğunuzla ilişkiniz aracılığıyla tüm bu sıkıntıları günyüzüne çıkarabileceğinizi, kendinizi iyileştirirken çocuğunuzla sağlıklı bir ilişki kurabileceğinizi, çocukluktan genç kızlığa, oradan kadınlığa, iş hayatına, evliliğe ve en önemlisi ebeveynliğe geçişlerinizi yumuşatabileceğinizi, kucaklayabileceğinizi söylesem?  O 2 saat hiç durmadan ağlayan çocuğu yalnızca kucağınızda tutup içinizde feryat yerine dudağınızda gülümseme, kalbinizde huzur ile karşılayabileceğinizi söylesem?

Bunu Türkiye’nin doğası en güzel yerinde, 5 günlük bir paylaşım ve terapiler zinciri bünyesinde bulabileceğinizi söylesem?  İlgilenir misiniz?

Detaylar burada.

“Ebeveyn çocuğunu zeki diye algılarsa, çocuğun kendini tecrübesi de zeki olur. Ebeveyn çocuğu ile olmaktan keyif alırsa, o da kendi ile olmaktan keyif alır. Eğer ebeveyn ona ilgi gösterir, onla neşe duyar ve onu severse; çocukta kendini ilginç, neşe veren, ve sevilen biri olarak algılar. Onların kendilerini tanıma tecrübesi, bizim onlarla olan ilişkilerimizde saklı.”

Çizim: joojoo