çocuğunuz anaokuluna illaki gitmeli mi?

Durup durup böyle ağır bir konudan girmeyecektim esasında.

Yazacak çok şeyim vardı.  Geçirdiğim annelik evreleriyle ilgili. Yüzleştiğim hayatımla, küçüklüğümle, içimle ilgili.

Nasıl hep de sıkıntıları bir nebze atlattıktan, üzerinde düşünmeye ve anlamaya vakit bulduktan sonra yazdığımı, sıkıntının içinde boğuşurken yardım istemenin benim için ne zor olduğunu yazmak isterdim.  Aylar geçti, parmaklarım klavyeye yanaşmadı.  Paslandım.  Gene biraz aklım devreye girmeye başlayınca yazmaya yanaşıyorum.  Evet, bu konunun üzerinde de çalışacağım.

Geçen zamanda neler oldu?

  1. Ada 2 sene 9 aylık bir süreden sonra biraz kendi hazır olduğu sinyallerini verdiği, biraz da aramızda oluşan sağlıksız bağı kırmak istediğim için memeyi bıraktı.  Bu hangimiz için daha dümur bir durum oldu, tartışılır.
  2. Evimizi yeni bir yere, Ada için daha sağlıklı olduğunu düşündüğümüz bahçeli bir muhite taşıdık.  Başta çok tepki gösterdi.  Şimdi, aşık.
  3. Diş kontrollerimiz için yeni bir doktor keşfettik, dünyamız yeniden aydınlandı.  Ağzımızdaki azılar dahil hiçbir lekenin çürük olmadığını öğrendik.  Evet bilahare yazacağım bu bayıldığım diş hekimi hakkında.
  4. Memenin hayatımızdan çıkması ile, yemek düzenimiz değişti.  Çeşit meraklısı olduk.  Sanırım 6 ayda 2.5 kilo kadar aldık.
  5. Zaman zaman çok tepki gösterdiğimiz ama inanılmaz sabrıyla hep yanımızda bekleyen ablamızla en yakın arkadaş olduk.  “Anne sen git, oyunumuzu bozma,” diyecek kadar.
  6. Yeni mahallemizde yaptığımız anaokulu araştırmalarından sonra Ada’ya uygun olduğunu düşündüğümüz biryer bulamadığımıza inanarak bir sene daha okul konusunu erteledik.  Hatta birkaç gün önce okuduğum bir yazı sonrası hepten ertelemiş olabilirim.  İşte bugün de tam bunu yazacağım.

Ada’nın hassasiyetine ve hala çok bebek olan ruhuna hitap edecek hiçbir yer bulamadım.  Görüştüğüm yerler ya anneyi istemiyorlar, ya %100 ingilizce konuşuyorlar (Ada bir kelime bile bilmiyor ve anlamadığı biriyle ilişki kuramıyor) ya da belirli saatlerde belirli aktiviteleri zorluyorlar.

O aktiviteleri belirli yöntemlerle yapmayı öğretiyorlar (“boya fırçayla yapılır, parmakla değil,” gibi).

Dışına çıkan çocuk oyundan alınıyor. (Evet buna bizzat şahit oldum)

Babamızın bu konuya takıklığı olmasa biz mutlu mesut evde takılıyorduk.  Ara ara, prensipte karşı olduğum, ama çalışanları kişisel olarak tanıdıktan sonra tüm önyargılarımın kırıldığı bir yere – Gymboree *’ye – beraber gider olduk.  Orada oyunlar oynadık, yeni çocuklarla tanıştık ama ondan da bir süre sonra sıkıldık.

Şimdi evde anneyle, sık sık ananeyle ve ablamızla çok vakit geçiriyor.  İnanılmaz bir hayal gücü var.  En ala oyuncaklar vız gelir, “badikatalar ve dinler” (avucunda yaşayan minik hayali oyuncakları) ile 2-3 saat rahat kendi başına oyun kuruyor, yönetiyor, oynuyor.  Beni özleyince yanıma geliyor, yeterince vakit geçirdiğimizde ablaya gidiyor.  Sokaklara çıkıyoruz, ziyaretlere gidiyoruz.  Akşam babayla tepe taklak bitap düşene kadar koşuyoruz.

Oyun grubumuz yok.  Anaokuluna gitmiyoruz.  Yaşıtlarından ziyade onu anlayan, güvendiği yetişkinlerle ve daha büyük çocuklarla oynuyor Ada.  Kendi kedine oynuyor.

Arada şu laflar geliyor: ” Bu çocuğa arkadaş lazım…” “Artık kendi yaşıtlarıyla sosyalleşmesi lazım…” “Okula gitse açılır”.

Bu seslere kulak veriyor insan.  “Acaba mı?” diyor.  Tıpkı, “Bu çocuk kendi kendine uyumalı,”  “Artık memeyi bırakmalı…” “Çok kucakta şımartılmamalı…” ya verdiği gibi.  Ama birgün o yazı düşüyor mail kutusuna.  Tam da ara bu düşünceler gezinirken, yeniden blog yazısı yazdıracak o yazı.

Eksiksiz yayınlıyorum (çeviri için yardımcı olabilirim).  Ağzına sağlık Naomi.  Çocuklarımıza bizden uzak varolmayı öğretmeden önce, bize doyduklarından emin olalım.  Onların kendi gelişim süreçlerine saygı duyalım.

Sevgiyle

“Naomi’s Reflections: Children don’t need groups

My last reflections about children’s need to be raised by their own mothers brought a lot of love, enthusiasm and support. A couple of you wondered if children didn’t need some time away from mom.

They don’t need to be “away from mom.” They do need other human connections. They will be ready to be with others and away from mom, when they ask for it; when they are satiated with mom and dad. And, no, sending them to play in a group is not the way to best meet their need for diverse relationships.

This society takes the “need to be away from mom” more seriously than the “need to stay close to mom.” So first thing first. Lets make sure babies and children are so content and fulfilled with mom’s and dad’s presence, that they want and feel happy to be with other adults of their own free will and when they are ready.

Having more than two adults in a baby and child’s life is wonderful. When the child wants to be with one of them, she can, while mom stays close by. It is not an exercise in being “away from mom.” That’s not a goal. The idea is to allow more relationships in the child’s life to develop naturally in the process of life itself. The child becomes happy with other loving adults when their presence does not coincide with losing mom.

Have grandma, a friend, a room mate and others be part of your baby and child’s life. But, don’t leave. Being with others can easily become part of the child’s life when not associated with any loss of mom. The child does not need to be away from mom. In fact this sentence is negative and makes no sense to me. Do we need to be hungry in order to enjoy diverse foods? Why deprivation? Why “away?” What kind of “need” is this? Depending on a child’s nature, she may benefit from diverse relationships while mom is close by.

A child who knows a few adults without stress, will, at her own time, lead the way to being with an adult she loves without the presence of her mother. The child will let you know when she is ready. She doesn’t need it, it is just that she doesn’t need mom’s close presence any more. It is natural development that comes with security and time. Therefore, there is never a need to orchestrate a “learning experience.” The child knows when she feels at ease with other people and without mom. If we push, she shrinks away or develops a long term emotional issue.

Notice that I only speak about in a personal relationship with other adults. Some parents think that the way to have a child with others, is to put her in a play group. Children are best off relating to adults and children older than they are, one-on-one. In such a natural setting they learn the best social skills from socially skillful people who love them.

No child, of her own nature, wants to be away from mom before she is ready, and no child yearns to be with a group of peers directed by an adult. Peer group is therefore not the answer to providing a larger community for young children. Who likes patronizing circle games? Chanting in a group (how humiliating)? Following orders? Being unable to get along? Aggression? Helplessness? Feeling unimportant little cog?

You may think that they need to learn to be just a cog in a larger community. I invite you to let go of controlling a child’s development. What the child will need, she will learn at her own way and time. Let go of orchestrating children’s learning and development. Provide and nurture, but follow the child’s cues.

My sons grew up without any group activities until they played in a youth orchestra or acted in theater in their early teen years. It was the other kids; those who were forced to be in groups earlier in their lives, who misbehaved and had trouble collaborating and being a part of a group. My sons had the need for intimate family relationship so satisfied, that collaboration was the next natural and effortless step. I have seen this trend not only with my sons, and not only about social competency. Trying to orchestrate future development is stressful and counter productive.

Human connection with socially competent and loving adults (parents first) is the ground on which a child social confidence and skill grows. Every stage in a child’s life is there for a purpose. If we can respect and respond to her needs fully during each stage of her life, she can be done with that stage and move on.

With love, Naomi

©Copyright Naomi Aldort

Naomi Aldort Ph.D.

Author, Raising Our Children, Raising Ourselves”**

* Gymboree Kemerburgaz

** Naomi Aldort’un “Raising Our Children Raising Ourselves” kitabı Doğan kitap tarafından Türkçeleştirildi.  Şiddetle tavsiye ederim.

17 thoughts on “çocuğunuz anaokuluna illaki gitmeli mi?

  1. Deniz 2 yaşında ve şu anda bile “e okula gitmiyor muuuuuu?” diye soranlar var. Kendilerinden uzak durmayı tercih ediyorum. Umarım zamanı geldiğini hissedinceye kadar hiç yollamak zorunda kalmam.
    Bu konuyla ilgili kayınpederim çok güzel birşey söylemişti…kendisi zamanının köy enstitülerinin bir sonraki ekolü olan öğretmen okulundan mezun bir emekli edebiyat öğretmenidir ve çocuk yetiştirme konusunda görüşlerine çok çok güvenirim. Onun yorumuna göre 6-6,5 yaşında bile annesinden ayrılıp ilkokula başlayan çocuk zorlu bir adaptasyon dönemi yaşıyor, 3 yaş aslında çok çok erken. Deniz’in doktoru da özellikle 3 yaştan öncesi için aslında Türkiye’de uygun bir kurum olmadığından, çünkü 3 yaşına kadar (ve bence sonrasında da okula başlayıncaya kadar) çocuğun o gittiği yeri mutlaka eviyle bağdaştırması gerektiğini söylemişti. Mesela ya anne ya da bakıcı abla/teyze götürecek bekleyecek alacak, ya da okul evin tam karşısında olacak filan. Böyle, bütün bunlar kulaklarıma küpe:)

  2. Asli’cigim, bu yaziyi Facebook’ta paylastiginda da okumustum. Sanirim post basliginda sordugun soru her anne-cocuga gore degisecektir. Yazinin orijinalini ilk okudugumda “cidden ya, ne olurdu ki biraz daha yanimda kalsaydi” diye dusundum, sonra bunun bizim icin ne kadar zor oldugunu hatirladim. Bence her cocuk hazir oldugu zamani belli ediyor. Ada da zamani gelince sinyali verecektir.

    1. Elifcim evet her çocuk farklı.. Belki başlığı yeniden düşünmeliyim.. Benim demek istediğim birçok çocuk hazır olmadan, anneden uzaklaşmanın sağlıklı bir gelişim olduğu düşünülerek, annesine doyamadan, yaşı geldi diye bu yola giriyor. Bence Ada’nın hazır olmasına var. Yaşı geldi gibi bir söyleme inanmıyorum bir de. Eldeki koşullar herkese uygunsa, bunu neden bozmalı? Çocuğunu yuvaya belli bir yaşta göndermeyen anneler birşey mi kaçırıyorlar? Budur benim durduğum yer…
      Senin durumunda olsam, farklı olurdu eminim 🙂

  3. Merhaba, Benim kızım 4 yaşına kadar dolu dolu benimle vakit geçirdi. 4 yaşını 3 ay geçtikten sonra, 13.00-18.00 arası olmak üzere bir anaokuluna bşaldı. Neredeyse sorunsuz bir uyum süreci geçiriyor şu anda. Ben de olabilecek en uzun süre annesi ya da babasıyla evde olmalı çocuk, diye düşünenlerdenim. Bunu kızımda gerçekleştirdim. Sosyla uyumu son derece başarılı, kendini iyi ifade eden bir kız olarak okuluna devam ediyor. Kararımdan son derece memnunum 🙂
    Sevgiler…

  4. D E N G E… Aslicim. Bu işin ne doğrusu var ne yanlışı.. Ne okula giden çocuk daha sağlıklı ve sosyal olur, ne de gitmeyen daha yabani… Ne annesiyle bütün gün vakit geçiremeyen çocuk daha az sevgi alır, ne de her zaman geçiren daha fazla… Burada tek ama tek ama tek bir ölçü birimi var. Ada’nın mutluluğu. Ada’nın iletişim kurmasında , oynamasında, yanlız kalmasında, arkadaşlarıyla, yaşıtlarıyla, yaşıt olmayanlarıyla, seninle ya da sensizken tavırlarında bir mutsuzluk sezmediğin sürece — neyi niye değiştireceksin ?
    Diğer yandan, Deniz’e çok yeni açılımlar da getirdi okul. Hiçbir okul, hiçbir arkadaş, hiçbir aile büyüğü, sen ve Memo olmayacak… Hep eksikler hissedeceğiz, hepsi bizden farklı olacak, bazen de bize göre yanlış. Boya parmakla yapılmaz mı demişler, okula gitmediği günlerde ya da akşam eve geldiğinde parmaklarınızı batıra batıra gömülürsünüz oyuna olur biter. Ertesi gun okulda “bakın annemle ne yaptık” diye anlatır.. “hem de parmaklarımızla…” bu durumu düşünmek de “öğretmenlerine” kalır o zaman… Nereye giderse gitsin, kimlerle iletişime geçerse geçsin– Ada senin kızın… Bak memeden kesilince “çeşit” merakı geldi diyorsun. Yemek çeşitlerini tatması, keyif alması, onun için memenin yerini alabilir mi– Asla! Ama iyi birsey farklı yemekler yemek. Okul meselesini de biraz buna benzetiyorum. Biz şöyle düşündük. Bırak babaannesiyle farklı, dedesiyle farklı, arkadaşlarıyla farklı, öğretmenleriyle farklı, arkadaşlarıyla farklı iletişim kursun. Herkesin farklı doğruları, farklı yanlışları olduğunu öğrensin o da. Bazı evlerin farklı kuralları olduğunu, bazı oklulların farklı şeyler öğrettiğini. Kendi yaşasın, kendi anlamlandırsın. Farklı deneyimler edinsin. Sonra en mutlu olduğu yere, en favori oyun arkadaşlarına geri dönsün…. Yani evimize ve bize :)) Görüşerek diil de blogdan yazışarak bu konuyu konuşmamız da ayri tabii… ! :)) öptüm hepinizi…

    1. Ağzına sağlık işte budur 🙂 sen çözmüşsün olayı, ben de inşallah yakında. benim demek istediğim esasında çocuk artık 3 yaşında birşeyler yapmalı, illa sosyalleşmeli yaşıtlarıyla söylemlerine karşıydı biraz… gün gelecek okulu da isteyecek belki de. Bensiz oynamaya başladı bile işte.

  5. Hic anaokuluna gitmedim ve eksikligini de hissetmedim. Arkadaslarimdan kardesleri olanlar gitti, evde iki cocukla anne basedemedigi icin. Benim cocuklugumda sistem boyle idi. Cocuk birseyden eksik kalacak, eksik ogrenecek, yasi geldi mantigi ile degil. Anaokulu bence ihtiyactan dogan bir kurum. Anne calisiyorsa, cocuga bakacak kimse yoksa, cok cocukla basedemiyorsa imdat umulan kurum. Yoksa egitim yasi gelmeden gonderilen cocuklarda zorlama hissediyorum, bikkinlik hissediyorum. Oyun icin bir iki saat gidilenine itirazim yok. Ama bunu komsu arkadaslari ile yapabiliyorsa, evde yenen bir kek, kurabiye esliginde oynuyorsa hepsinden saglikli buluyorum. Tumuyle kendi izlenimlerim ve goruslerim.
    Aman yemek saati, aman uyku saati, aman hayatimin su zamani diyen birisi de degilim, olmak da istemem. Belki de bu yuzden bu dusuncelerim 🙂
    Bocuk mutlu ise, dunyada sizden mutlusu yok, alternatif aramaya hic gerek yok. Kim ne dusunurse dusunsun, ne derse desin, duymayin… Bunu bilir, bunu soylerim 🙂

  6. Biz nasıl birbirimizden farklıysak, çocuklarda farklı…Sosyal olanımız var, sosyal ortamlardan hoşlanma yanımızda var, çocuklarda bizim gibi, kimisi sosyal, kimi daha az sosyal…Sosyal olmanın , sosyal olmamaktan daha doğru olduğunu kim söyleyebilir??? Sosyal insanlar sosyal olmayanlara göre daha mı başarılı veya mutlu bir iststistik falan var mı???? Kızım Ece hiç bir zaman sosyal olmadı. Geçen 2 hafta sömestr tatilinde çok kalabalık oluyor diye tiyatroya veya herhangi bir gösteriye bile gitmek istemedi…Tercihini belirtiyor ve istemediği şeyleri dile getiriyor…doğru olan bu değil mi???bize düşende on saygı göstermek…Zorlamanın hiçbirşeye faydası yok…Ağlata ağlata yapılan hiçbirşeyden de fayda gelmez…Biraz saygı…

  7. They don’t need to be “away from mom.” They do need other human connections…
    ve
    It is not an exercise in being “away from mom.” That’s not a goal.
    İŞTE BU İKİ CÜMLE ŞAHANE!!!

    Biliyorsun ben 12-36 ay aralığında çocuklarla oyun grupları yapan bir psikologum..Ama illaki “anne” eşlikli hem de başından sonuna kadar..Ve herkese de bunu öneririm..Çocuğun iyi miyim, güvende miyim sorusunun yanıtı minimum 3 yaşına kadar ona bakan yetişkinin varlığından geçer..Annem buralarda mı, herşey okey o zaman ..Aile danışmanlığı seanslarımda da kreş seçimi için, “siz bırakın gidin, ağlar ama alışır” diyen kreşlerden uzak durun derim hep..Ama ayrıca burada bir de şuna bakmak lazım Aslı, bazen bu annenin ihtiyacı olabiliyor, biraz ayrışmak..

    Özetle, bence bir çocuk 3 yaşına kadar “ben” ve “benim” duygusunun tadını çıkarmalı ve anne-baba bu duygunun en önemli aktörleri..Benim şahsi fikrim ve Rüzgar büyürken tercih ettiğim yöntem benimle anneli oyun gruplarına katılması, 3 yaşına kadar evde bizler tarafından büyütülmesi..3 yaşında ise bedensel aktivite ihtiyacını es geçmeyecek yani bahçeyi süs olsun diye kullanmayan bir kreş bulmak ve ufak ufak onun da duygudurumunu gözlemleyerek başlamak..4 yaşa kadar asla tam gün göndermem, yamacımda olsun, ben de onun yamacında olayım 🙂

    Sevgiler!!

  8. Ben 2,5 yaşından itibaren yuvalarda, okullarda, kurslarda büyüyen; çalışan anne çocuğuyum. EŞim ise sokak arasında oyun oynayarak büyüyen, ev hanımı annenin mahalle çocuğu tiplemesi. Ben zaman zaman aşırı asosyalim, insanlarla iletişm güçlüğü çekeri. Eşimse her tanıştığı insanla sohbet edecek konu bulabilen, herkesin sevdiği biri. Demek ki sosyalleşmekle yuvanın doğrudan bağlantısı yok.
    Ama eşim her zaman ev konforunu ve ev düzenini ararken, ben her zaman her ortama uyum sağlayabilen, değişen koşullara rahatlıkla uyum sağlayabilen biriyim. Belki kararkter özelliğidir belki de yuvanın ve çalışan annenin tek çocuğu olmanın öğrettiği bir şeydir. Demek ki olumsuz da olsa her yaşanılanın kişiye kattığı bir artı yön oluyor.
    Anne olaraksa planım şu: Kızımı bırakın yuvaya, okula bile göndermek niyetinde değilim (en azından şimdilik planım bu:) ) Olabilen en kısa süreyi okulda geçirmesini istiyorum, çünkü eğitim sisteminin sağlıksız olduğunu düşünüyorum.
    AMa bunun yanısıra kesinlikle benden uzak zaman geçirmesi gerektiğini hissediyorum. ABlası ile oynarken kesinlikle yanında durmuyorum, arka odaya geçiyorum. Amcasına gittiğimizde de aynı şekilde arka odada oturuyorum. Haftada bir gün 5 saat kadar işe gidiyorum, evden çıkarken ona el sallıyor ve işe gittiğimi anlatmaya çalışıyorum. İlk başlarda iş günlerinin ertesinde bana yapışıyordu ama yavaş yavaş alıştı.
    Ben senden tamamen farklı bir annelik yoluna sahibim. Ama seni okumayı ve sizin tecrübenizi izlemeyi seviyorum. Ben 2 aydan bu yana kızımdan ayrı yatıyorum. Kızım istediği zamanlar 2-3 ay onunla yattığım da oldu. Ama kızım talep etmedikçe hep ayrıyız. Benden ayrı kalması konusunda da aynı yöntemi izliyorum. 1 yaşından itibaren temelde benden ayrı vakit geçiriyor ama istediği her an yanında oluyorum. İşe gitmemi istemezse o gün gitmiyorum, ertesi gün gidiyorum. Ablasıyla oynarken meme emmek isterse emziriyorum ama sonra yine odama geçiyorum.
    Şimdilik idare ediyoruz, ikimiz de ruhen sağlıklıyız şimdilik 🙂

  9. Oyun eğitimin başlangıcı bunu da çocuğa sadece para gözüyle bakmayan idalist öğretmenlerin de yer aldığı kreşler güzel yapıyor. Ama kreş seçiminde dikkatli olmak lazım. Benim burda bahsetmek istediğim ise bir internet sitesi eğitim ve oyun üzerine harika bir site. Anaokul ve okulöncesi oyunlar başta olmak üzere ingilizce, yetenek, matematik oyunları vs. de var. Türkçe alan adlı ziyaret edin derim: http://www.eğiticioyunlar.com (dikkat g harfi türkçe karakterli)

  10. Ben de büyük kızımı 2 yasinda ana okuluna vereyim mi diye dusunmustum ancak baktım kardesi ve benimle cok guzel bir gun geciriyor, hem de oyle illaki bir aktivite yapmak zorunda da kalmadan evdeyiz. Arkadaslarim evde cok sıkılıyor cocuk ne yapacam diye dusunurken biz birlikte tum ev islerini yapiyoruz. Hatta son gunlerde cok guluyorum buyuk kızım (3) kardesine (1.5) diyor ki “Açiii, dur mutfakta anneyi bekliyoruz gitme diger odaya!” 😛 Devamlı birlikte olmak istiyorlar. Zaten evde zaman bulunca resim, boyama, el isi aktiviteleri yapiyoruz duvarlarimizi onlarla susluyoruz. Ote yandan yuvada ne yapilirsa evde yapabiliyoruz. Kızıma yuvaya gitmek istiyor musun diye sorunca anne seninle birlikte gidelim, senden ayrilmak istemiyorum diyopr daha ne olsun… Cocuklar ne istediklerini biliyorlar.

    1. Başak selam

      Evet aynı durumdayız biz de şu aralar. Gerçi Ada tek çocuk ama ben 4 ay yuva işini denedim. Hergün kendim de giderek. Ama biz evde o kadar daha güzel bir ortam yaratıyoruz ki, tabiki gitmek istemiyor.
      Blogunu ilgiyle izliyorum. Sevgiler

      Aslı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s