Ben artık kızımı ağlatıyorum.

Ama bakın nasıl:

Ağlamasına izin veriyorum.  Ağlamayla ilgili kendi çocukluğumdan gelen travmalara rağmen ihtiyaç olan ağlama ile, ‘bırak ağlasın(cry it out)’ arasındaki çizgiyi belirginleştirmeye, daha sağlıklı bir çocuk yetiştirmeye çalışıyorum.

Bunun benim için ne kadar zor birşey olduğunu kelimelerle anlatmam imkansız.  Ama deneyeceğim.

Daha önce de yazdığım gibi, ben Ada’yı hiçbir zaman ağlatmadım.  İhtiyaçlarına hep ‘anında’ cevap verdim.  Fakat yakın zamanlarda farkettim ki bunu yapmak adına ufak gündelik travmalarıyla kendi başa çıkabilme kapasitesini elinden alıyorum.  Ağlama hissi geldiğinde onu o duygudan uzaklaştırmak için elimden geleni yapıyorum.  Yakın zamana kadar da çoğunlukla ağzına bir meme tıkıyordum.  (evet, kendiminkini, plastik olanları hiçbir zaman almadı)

Sonuçta Ada şu iki şeyi öğreniyor:

  1. Her ne olursa olsun, ağlamak kötüdür.  Ağlama duygusu yanlıştır.  Bu hissetttiğim ağlama ihtiyacını hisstemiyor olmalıyım.
  2. Her türlü sıkıntımı meme ile geçirebilirim.  Ama birtek meme ile.

Bunların ikisinde de nasıl bir hata ve kısır döngü olduğunu görebiliyor musunuz?

Peki, siz ağlayabiliyor musunuz?  İzniniz var mı?  Bağıra çağıra, duvarları inletircesine ağlayıp, ağlamanızı bitirmeye izniniz var mı?  Sizi sevenler sizi nasıl destekliyor?  ‘Ağla, bağır boğazlarını patlat,’ mı diyorlar, yoksa ‘ağlama, üzülme, gel seni bir içkiye, bir kahveye götüreyim,’ mi?  Bu soruyu kendinize gerçekten bir sorun.  Hangisi sizin kendinizi daha yi hisstemenizi sağlar?

Bu konuyu ilk sevgili Nilüfer Devecigil bana anlattığında yaşadığım ‘evet ya!’ hissini unutamıyorum.  Ama bunu hayata koymam çok uzun sürdü.  Hala kendim ağlama ile ilgili yaralarımdam iyileşebilmiş değilim.  Ama deniyorum.  Ve şimdi zor da olsa paylaşıyorum.

Ada’nın diş hikayesini takiben çok yakın zamanda onu gece memesinden kesmeye karar verdik.  Sebebi o olsun, olmasın, gece emmeleri iştahını da etkiliyordu… Bu benim için başlıbaşına bir zorluktu.  Ama bu sefer kararlıydım.  Kendime 2 gün verdim.  İki gün Ada’nın buna hazır olup olmadığını anlayacak, ama ağlamasına izin vermeye çalışacaktım.  Herkesin tavsiyesinin aksine evden çıkıp gitmedim.  Bu işi eşime yüklemedim.  Gece meme emmek için uyandığında yanına gittim, kucağıma aldım ve artık gece meme ememeyeceğimizi, gece herkesin uyuduğunu, güneş çıkıp gökyüzü ‘mami’ olduğunda gene emebileceğimiz anlatmaya çalıştım.

Deliler gibi bağırdı.  Boğazlarını patlattı.

Aklımdan hep Nilüfer‘in sözleri geçti. “Ağlayan çocuk iyidir.  Ağlayan çocuk ilişki kuruyor demektir. Ağlamak travmasıyla başa çıkmasına yardımcı olacak.  Ağlamasına izin vermek gerek…”

Ben de içimden, içime ağladım.  Ona sarıldım, hiç bırakmadım.  Saçını okşadım.  Ağlamasının çok haklı bir his olduğunu, bu duygunun çok doğru olduğunu söyledim.  İkimizin de büyüdüğünü, bu yolu beraber geçeceğimizi, her zaman yanında olduğumu anlattım.  Boğazım düğümlendi ama sabaha kadar konuştum.  Dönem dönem sustu, dönem dönem ağladı.  Bu terane gece 3’ten sabah 9’a kadar sürdü.

İki gece.

Üçüncü gece uyanınca yanına Memo gitti.  İki ağladı sonra sesi kesildi.  Sabaha kadar kulağım onda oldu, ama sabah yedi olana kadar beni çağırmadı.

Üzerinden 3 hafta kadar geçti.  Her sabah 7’de gittim, emzirdim.  Beni ‘anne!, mami!’ diye çağırıyor.  Henüz bizim yatağımıza da gelmek istemedi.  Bir şekilde kendi arzusuyla odasında, yatağında yatıyor.  Gece uyanıyor ama ağlamadan, kapısından babası pış pış yapınca uykuya geri dalıyor.  Sabahları sarmaş dolaş yatıyoruz gene.  Dilediği kadar emiyor.  Gündüz bir daha istemiyor.

Koşuyor, geliyor, boynuma sarılıp öpüyor.  İlişkimiz başka bir boyuta geçti sanki.  Önceden yapmadığımız bir sürü yeni şey yapıyoruz.

Bir kapıdan geçtik.  Artık gün içinde yaşadığı küçük travmalarda da ‘ağla bebeğim, çok haklısın, böyle bekliyordun, şöyle oldu, ağla’ diyip koynumda tutuyorum.  3 dakika ağlıyor.  susuyor.  Diğer çocuklarla daha rahat sosyalleşiyor.  Üzerine bir büyüklük havası geldi ki sormayın.

Merak ediyorum, siz çocuğunuzu ağlatıyor musunuz?  Ağlatabiliyor musunuz?

21 thoughts on “ağlama izni

  1. Harika!
    Benim bebegim henüz cok minik ama olsun. Zaten sizi reader ile takip ediyorum ve hemen işaretliyorum yazınızı…

  2. evet ben bi ara aman ağlamsıncıydım ama duygularıyla yüzleşmesi ve başa çıkmasını öğrenmesi gerektiğini okuduğumdan beri ağlamasına ve rahatlamasına izin veriyorum. ben de ağlayınca rahatlıyorum, onun benden ne farkı var? onun da duyguları var. güzel konu tebrikler

  3. “Agla annecim agla, acilirsin, ama aglamadan da istedigini halledebiliriz” diyorum, bir sakinlesiyor…Henuz ayri yatmak icin hic caba gostermedim ama, ozluyorum ben kendisini!:-) Bu soyledigim baska seyler icin tutturdugunda yaptigim…

  4. Gece emzirmelerini azaltmalı hatta kesmeli artık diye düşündüğüm bir dönemde öyle bir gaz verdi ki bu yazı… İlişkiyi başka bir boyuta geçirme zamanı şimdi… teşekkürler 🙂

  5. Ozge merhaba. Takip ettiğine sevindim… Küçük bebekken de çok önemli bu ağlamaya bakış açısı bence… Hani karnı tok, altı kuru niye ağlıyo pış pış ağlamasın mentalitesi var ya, ben onun kitabını yazabilirdim 🙂 ama şimdi biliyorum ki onlara da izin vermek lazımmış…
    Yeliz – aynen katılıyorum. Hepimiz insanız. Bazen kendimizi onarmadan babklerimizi onarmak çok zor olabiliyor.
    Kisd – hep beraber geçiyoruz bu kapılardan !
    Birandacım sizin daha vaktiniz var, yatın sarılarak.. Ben de özellikle istemiyordum ama mem olayı öbür türlü ekstra zor olur gibi geldi. Bir deneyelim, isterse alırız geri dedik. İstemedi. Doymuş mu ne?
    Banu – tavsiye ederim. Çok kaliteli bir boyuta geçiyormuş ilişki – derlerdi de pek yanaşmazdım ben…

  6. Ayca gibi benim de gozlerimden yaz geldi yazinin sonunda…ki ben kolay kolay aglamam, hatta hic bagira bagira aglamadigim gibi, zirildayarak bile en son ne zaman agladigimi unuttum. Ama Dante aglar, kusasaya kadar hem de.

  7. Evet kesinlikle katılıyorum. Ağlamak gülmek kadar doğal. Ve bir nevi iletişim şekli. Ben de ilk 6 ay hemen alıp emziriyordum. Şimdi neredeyse 15 aylık olacak, hala günde iki kez emziriyorum ama, çoğu şeyi anladığı ve ufak ufak söylediği için biraz daha rahatladı. Artık ağladığı zaman neden ağladığını tahmin edip soruyorum, kafan mı acıdı, karnın mı acıktı, uykun mu geldi, vs. diye ki, yaşadığı farklı durumlarla kelimeleri eşleştirip kendini ifade edebilsin.

    Örneğin, eskiden mama sandalyesinde otururken sıkıldığı zaman ağlamaya başlardı, sonra aşağıya inmek istediği zaman ‘in’ diyerek eliyle aşağı işareti yapmasının yeterli olduğunu anlattım. Ama işareti yapar yapmaz da yemeği bitmemiş olsa bile aşağıya indirdim. Ya da beni yanında istediğinde gel gel işaretini gösterdim. Ve yaptığında da herşeyi bırakıp hemen yanına gittim. Diyeceğim o ki çocuklara kendilerini ifade edebilmek için gerekli araçları göstermek lazım. Gerek kelime gerek işaretle kendilerini ifade edebildikleri zaman çok rahatlıyorlar.

    Ve tabii, bazen ne kelimeler ne işaretler yeterli oluyor hislerini dışarı vurmaya o zaman kucağıma alıp göğsüme yaslıyorum kafasını, ya da yanağımı yanağına değdiriyorum ve canım bebeğim gibi sözler söylüyorum, 3 dakika ağlıyor sonra susuyor. Ama ‘Ağla bebeğim haklısın böyle bekliyordun şöyle oldu’ yaklaşımı daha rahatlatıcı oluyordur sanırım.

  8. hmm, evet. benim kızım bebeğine bile ağlama, ağlama diye sevince son günlerde çok şey düşündüm şimdi. bir de benim bebeğim pek ağlayan bir bebek değil. şimdi acaba ilişki kurmuyor muyuz diye de düşündüm ben??? bir süre sonra ben de memeyi kesmeyi planlıyorum. bakalım. iyi ağlamalar dileyelim yavruya.

  9. Babam ağlamama asla izin vermezdi çocukken, nutkum tutulur, boğazım düğümlenir ondan gizlice ağlardım.Şimdi benden zırlak yok, tepkimi vermessem içim eziliyor ve şimdi her yerde ağlarım, umurumda olmaz kimse. Ağlamak gülmek gibi insanın bir ihtiyacı yahu.Kızım 1,5 yaşında iken deli gibi tepinirdi ağlayarak, onun bu krizlerine izin verdim, bana sinirleniyor ve hayır cevabımı duyunca kıyameti koparıyordu.e oldu, bir ağladı iki ağladı baktı ki bişe olmuyor.Bunu ağlayarak öğreniyor. Düşünsenize sürekli gülen bir çocuk, sinir bozucu değil mi?

    1. Sevgili Oz Gun
      Biraz daha açabilir misin? Ağlatmak çok kritik birşey… Çocuğu kendi başına ağlamaya asla bırakmamak gerekiyor. Ağlamak çocuk için güvenli olmalı ve hislerine değer verildiğini hissetmeli…Bu ihtiyacı diğer ihtiyaçları gibi – yemek, meme emmek, uyumak vs gibi değerlendirilmedi.
      Bu kapsamda ağlamak benim kanımca herkes için aynı şekilde geçerli olabiliyor. Büyük, küçük hepimiz için bu aynı… Ama tabi çocukla çok ilişki içinde olmak gerekiyor neden ağladığını vs anlamak lazım.

  10. Ben bir şey ekleyeceğim sanırım .. :=)
    nerede dinlemiştim bilmiyorum ama bırakın çocuğunuz ağlasın.. bitene kadar!! acısını tamamlasın sonra devam etsin hayatına diyordu. tamamlanmadan kesilen ağlamalar daha büyük travmalara yol açıyor-muş
    bir gün parkta oynarken Erin resmen tacize uğradı daha küçük bir çocuk tarafından.. öyle böyle değildi .. çocuk saçlarına yapıştı Erin’in (kendi binmek istediği tahtravalliden Erin inmeyince ) annesi babası dahil kimse ellerini açamadı resmen kitledi..
    Erin’İn canının yanmasından çok gururu incinmişti bunu hissettim çünkü sessizca boynuma kafasını soktu ve ağlamaya başladı . tam da bu ilk yazdığım bilgiyi öğrendiğim günlerde oldu bu .. herkes koştu Erin’in dikkatini dağıtmaya ve susturmaya çalıştı ben hemen müdahele edip “bırakın ağlasın” dedim.. uzaklaştırdım yanlarından be sadece ” biliyorum bu hoşuna gitmedi ama o daha küçük bilmiyor.. sen ağlamak istiyorsan ağla” dedim yaklaşık 5 dakika için için ağladı sonra birden kaldırdı kafasını ve indi kucağımdan gitti kaydıraktan kaydı.
    Bundan sonra tavrım hep bu oldu.. bıraktım ki yaşasın duygusunu bitirsin içine atmasın yarım kalmasın..
    neyse böyle işte :=)

  11. merhaba,
    ilk kez ziyaret ediyorum sizi. keyif alarak okudum bir kac postunuzu. ben ekolleri teori olarak okumaktan yanayim acikcasi. ekoller de bir noktada gelenekler kadar risk tasiyabilir cunku. anne ve cocuk kendi yolunu bulmalidir inanisindayim. ben aglamaya karsi degilim ama cocuklarin muhtesem anlam sisteminde bir arac olmasi tehlikesini de gozardi edemiyorum. ben bu ayari kas goz yara yara yapmaya calisiyorum iki cocugumda.

  12. Aslı okurken burnumun direği sızladı. Aklıma Nazlışı’ma gece emmesini bıraktırmaya çalıştığım o iki gece geldi. O deliler gibi ağlarken, onu sımsıkı kucağımda tutup ona artık geceleri meme vermeyeceğimi ama hala nasıl da yanınında olduğumu fısıldadım sürekli. Onu öptüm. Yanındayım kuzum, seni çok seviyorum kuzum, diyerek kollarımda salladım. Geçecek kuzum diyerek, ninni söyledim. Kuzum ağlamaktan vazgeçip sustuğunda ona sımsıkı sarılıp uyudum. Senin de dediğin gibi sadece 2 gece. 3. gece, gece emme olayı bitmişti. Sadece uykuya dalmadan önceki emmesi kaldı geriye, onu da bir müddet sonra zaten kendi isteğiyle bıraktı.

    1. Nihan selam

      Evet, bunları paylaşan anneleri burada bulmak çok huzur verici… Biz hastalanınca gündüzleri çok ister olduk gene… Ama gece bir şekilde geri gelmedi. Önce biraz direttim ama beter olacağını hissettim şimdi biraz zaman verip gündüzü tekrar deneyeceğim… Bu bir ileri bir geri bir dans sanırım biraz da…

      Sevgiler

      Aslı

  13. Çok katılıyorum! 🙂
    Sitenizi Ayça sayesinde keşfettim ve arada sırada tıklıyor, keyifli yazılarınızı okuyorum. İlk günden bu yana yazmak kısmet olmadı, şimdiyeymiş…
    Osho’ da aynı şeyi söylüyor, bırakın ağlasın.Tabi bir kenara itip ağlatmak değil, sizlerin de tarif ettiği gibi, güven içinde.
    Ata doğduğundan beri ben de pek ağlatmadım ama son aylarda hemen meme vermiyorum ya da dikkatini bir yöne çekip onu susturmaya çalışmıyorum. Bunun kedisine katkısı olacağını içgüdüsel olarak farketmiştim ancak Osho’ yu okuyunca daha da yüreklendim. Şimdi daha rahatız sanki. Doktor gece emmelerini kes dedi.Fakat bebeğim daha 6 aylık, buna içim pek elvermedi.Kendimizi hazır hissettiğimde kesebilirim. Diş çıkarıyor yavrucuk, şimdilerlde bana daha çok ihtiyacı var. Tavsiye ve yorumlarınıza açığım 🙂
    Sevgiler,
    Aylin

    1. Aylin selam

      Geç yazdığım için kusura bakma. Osho’yu okuyor olman harika. Bence çok çok güzel mesajlar veriyor…
      Bu arada doktorlar hiçbir zaman senn kadar iyi bilemezler çocuğunu. Ben buna çok inanaıyorum… Bence zamanı gelince sen de hissedecek ve rahatça keseceksin gece sütünü… Bu iş anne ile bebek arasında çok mahrem birşey… Kimi zaman babalar bile anlayamıyor… Doğan Kitap’tan ‘Çocuğum yemek yemiyor’u okumanı tavsiye ederim… Emzirmek yedirmek vs konusunda benim çok gözümü açan bir kitap oldu. Yazarı Carlos Gonzales.

      Sevgiler
      Aslı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s