Dedim ya şu Continuum Concept‘i okuduğumdan beri kafamda birşeyler yer değiştiriyor ? İşte bu da onlardan en önemlisi.  Bu ebeveynlik yöntemini benimsemiş anne-babaların en çok üzerlerinde durdukları konu, çocukları ödüllendirerek, veya ödüller sunarak nasıl zehirlediğimiz.  Dedim ya, beynim ters dönüyor.  Yıllar boyu biz ödülün iyi birşey olduğunu öğrenmedik mi?

Dinleyin şimdi:  Çocuğunuza dondurma almanın hiçbir sakıncası yok.  Ama yemeğini yedi diye almanın, hatta ‘yemeğini yersen alırım,’ demenin sonuçları uzun vadede çok zararlı.  Çocuğunuza şu mesajı veriyorsunuz: ‘Sen kendi vücudunun ihtiyaçlarını benim kadar iyi bilemezsin.  Ben her zaman senden iyi bilirim.  Ben senin yerine senin için en doğru şeye karar verebilirim.  Sen de beni dinleyip bana uyarsan istediğin birşeyi elde edebilirsin.  İkimiz de mutlu olmuş oluruz.  Ne güzel değil mi? Aferin.’

Şimdi bu çocuk tabi ki iç sesini dinlemeyi zamanla unutuyor.  Uslu çocuklardan, söz dinleyenlerden iyice korkmalı.  Annesi/babası/anneannesi hep onun için en iyisini ondan iyi biliyorlar.  Kendi iç sesi çocuğa zehir gibi geliyor ve toplumsal kabul görmek adına ondan uzaklaşıyor.  Bir ‘aferin’ daha alıyor.

Bir süre sonra yaptığı herşeyi ‘aferin ‘ için, kabul görmek için yapmaya başlıyor.  Aile de artık aynı teraneye ‘aferin’ demeyi bırakıyor.  Çocuk mutsuz, sinir krizleri geçiriyor, o ‘aferin”i alabilmek için önce olmadık şeyler yapıyor, sonra denileni yapıyor ve bir ‘aferin’ daha alıyor.  Bu sigara krizi, madde bağımlılığı gibi birşey.  Hep daha fazlası hep daha fazlası gerekiyor.

Gün geliyor çocuk büyüyor, önce teenager, sonra yetişkin oluyor.  İç sesi onu ara ara yokluyor ama o bir kere o sesin ‘tü kaka’ olduğunu öğrenmiş.  İnsanın öğrendiklerini silmesi unutması ve yeni bir yöntem öğrenmesi çok zor.  Kendi kararlarını veremiyor ama anne-babasının kandırmaları ve istekleri de ona uymayınca çok büyük ikilem yaşıyor.  Hep başkalarından medet umuyor.  Doktoru onu kendi bedeninden daha iyi tanıyor.  Kocası onun için daha iyi kararlar verebiliyor.  İç sesini duymamak adına kendini hep başka şeylerle meşgul ediyor.  Hayattan ne istediğini bir türlü bilemediği için mutsuz yaşıyor ama bu mutsuzluğun sebebini de hiç bilemiyor.  Son derece iyi niyetli anne-babasıyla, kendine göre mutlu bir çocukluk geçirmişti halbuki (bakınca böyle hatırlıyor, çünkü ne istese alınmış, aferinlerle büyümüş bir çocuk o).  Evet anne-babasının dediklerini yapmış da almış ama zaten anne-baba bunun için yok mu?  Doğruyu onlar bilmiyor mu?

Bu kavram benim suratıma bir tokat gibi çarptı.  Nereye nasıl koyacağımı bilemiyorum.  Ada iyi olduğunu düşündüğüm birşey yaptığında ‘aferin’ ağzımdan fırlıyor, kendime kızıyorum.  Bu genelde katakulleyle bir yemeği yediği ve benim ana yüreğimin yağ bağladığı zamanlarda oluyor.  Annesini mutlu ettiği için mutlu oluyor o da.  Ama bu mutluluk maddenin verdiği anlık mutluluk mu?  Kafam biraz karışık açıkçası…

Bildiğim birşey var yalnız.  Çevremdeki 25-45 yaş arası herkes bir arayış içinde, herkes bir mutsuz.  Çoğu mutlu ve düzenli aile çocukları.  Hep iyi okullarda okumuşlar.  Ama biraz derine kazınca çıkıyor itiraflar.  Keşke’ler.

Kendi çocuklarımızın bu yöne gitmelerini engelleyebilir miyiz?  Siz ne düşünüyorsunuz?

*Fotoğraf için awonderfultreat‘e teşekkür ederim.

11 thoughts on “Ödül ile Cezalandırma – Punishment by Reward

  1. Cok dusundurucu ama uygulamasi da bir o kadar zor sanki Asli. Cunku ‘aferin’ler bizim icimize islemis oldugu icin dokulmuyor mu agzimizdan?

  2. Göknur, beğendiğine sevindim 🙂
    Semincim, hakkaten öyle. O kadar her yönünde var ki hayatımızın, uygulaması çok çok zor. Ama okudukça çok mantıklı…

  3. Birşeye karşılık ödül vermenin yanlış olduğunu başka bir yerde daha okumuştum, buna katılıyorum ama ya doğru yapılan güzel yapılan şeyler için “aferin”?. Bundan çok emin değilim… Özgüvene katkısı yok mu? Tam anlamamamız lazım 🙂 şu kitabı bir ara ben de okumalıyım.

  4. Mantikli elbette. BIr de, sunu yersen sunu veririm, bunu yaparsan bunu alirim gibi bir yaklasim, ileride o cocugun hep birseyleri sartli yapmasina yolaciyor. Odevimi yaparim ama sunu alirsan, sunu yaparim ama bunu verirsen gibi….
    Aferin dememek cok zor, onun yerine ne yapacagiz? kitaba bir gozatmak sart oldu.

  5. Kohn`un roportajini okudum simdi ve cok mantikli geldi…Yequana yerlilerinin hayatina populer hayatin tum ivir ziviri girmedigi icin bu kadar adam gibi bir hayatlari var…o cocuklar gibi cocuk yetistirmek icin dogaya, adaya kacip, tv, gazete, internet gibi bilimum ivir ziviri hayatimizdan cikarmak, biraz ilkele donus yapmak gerekiyor…onlari okudukca sinirlerim bozuldu (hayranliktan)

  6. Aslicim bende sartli odulun yanlis olduguna katiliyorum birazcik odulden cikip rusvet gbi bir hal aliyor galiba. fakat aferini hayatimizdan cikarma konusuna pek katilamiyacagim. Her ccocugun ayri bir karakteri oldugunu bildigimize gore ,bazilari ozguven ihtiyacindadirlar..mesela bizimkinin- bir yengec cocugu olarak- fazlasiyla var.. ona hep arkasinda oldugumuzu hissettirmemiz gerek..(yeterince yapiyoruz sanirim ki su an kendi kendine bile bravoo der oldu 😛 ) mesela bir aslan cocuguna bunu yapmasanda pek sorun olmaz cunku yeterince ozguveni vardir.Sadece tek burcuna bakarak konusmaktansa genel bir astrolojik harita yorumlamasi almak cocugun karakterini tanima,farkinda olma ve cocugun ruhsal ihtiyacina gore davranma-egitim verme konusunda cok yardimci oluyor..tavsiye ederim..

  7. (Html tagleri kullandığım için kabul etmemiş sanırım. Umarı bu sefer gönderebilirim.)

    Benzer endişelerle bir yazı kaleme almıştım geçenlerde, verimli tartışmalar da oldu yorumlarda. Bakmak istersen burda: http://yavrusu.blogspot.com/2010/02/yarn-da-m-geliceeez.html

    Ama özetle şöyle yazmıştım:
    “Başarı denilen şey nedir? Bunun cevabı çoğu insanın kafasında çok net. Ama bence sorun bu kavramın kendisinde yatıyor, toptan kaldırıp atmalı hayatımızdan…. Çocuk içinden gelerek gayet doğal birşey yaptığında hemen “aferin kızıma” diyoruz, “aferin başardın”!?. Sonra çocuk bu aferin aldığı ve almadığı durumları öğreniyor. Anne babasının beğenisini kazanmak veya zıtlarına gitmemek için kendini kalıplara sokmaya başlıyor. Bu daha sonra ‘ama öğretmenim ne der’e, ‘toplum ne der’ veya ‘patronum ne der’e kadar gidebiliyor. Hayır, illa biri ne der diye düşüneceksek ‘insanlık ne der’ diyelim.”

    Demişsin ya, herkes bir arayış içinde herkes bir mutsuz; şimdi bazı bloglarda okuyorum, “çocuğum başarılı olmasın, ‘mutlu’ olsun yeter” diyor anneler, bu da bana diğer bir uç geliyor. Laylaylom bir dünya yok malesef önümüzde, keşke sunabilseydik ama değil, birtakım değerler için savaşmak gerekiyor, “attachment parenting” için, çocuğumuzu doğal bir şekilde doğurabilmek için bile. Dolayısıyla Can Yücel’in dediği gibi “Farkında Olmalı İnsan” diyorum şimdi ben de… (şiirin devamı şurada: http://yavrusu.blogspot.com/search/label/%C5%9Fiir)

    Yazışmak dileğiyle,
    Evren

  8. Merhaba,
    Ben de çocuklarda ödül ve ceza’ya çok önem veriyorum. Kızımın en büyük cezası en çok sevdiği şeyi yasaklamak oluyor. İlk zamanlar biraz tepki veriyordu ama zamanla alıştı:) alıştırdım. ve inanın hareketleri bile değişti. Bir gün doktorum programında Prof. Dr. Sabiha paktuna keskin i dinledim. Bir çok şey öğrendim. sonra gittim kitapları varmış araştırdım ve aldım. 6 kitaplık bir seti var içinde ebeveynler için çok güzel ve faydalı bilgiler var. http://www.boyutstore.com/urun/sabiha-paktuna-keskin-rehber-kitaplari-dizisi.aspx bu linkten inceleyebilirsiniz. Ben buradan satın aldım kargo ücreti de ödemedim.

  9. Cocugumuzu egitmenin önemli noktalarindan biri de, hayatinda kendi dogru ve yanlislarini bulmasini ögretmek degil mi? Bunun da ilk adimi ona bebeklikten itibaren kendi kücük dünyasini cerceveleyen sinirlar koyarak, kendisini güvende hissetmesini saglamak ve yapmaya devam etmesini istedigimiz davranislarimizi vurgulayip, hos olmayan davranislarinda da bu dünyasi icinde uyarmak.. degil mi?

    Aferin demek benim bebegime egitimimde en önemli noktalardan biri.. Bu kitabi inceleyecegim, ama bana ilk bakista cok ters geldi. Hemen yazmadan duramadim..

    Sonucta yeni bir gezegene gelmis uzayli bile olsan oranin bir düzenini sistemini ögrenmen gerekir. Ve biz ebeveynler olarak dünyaya getirdigimiz bebislerimize yol yordam ögretmeyecek miyiz? Kabile icinde yasamadigimiza göre, etrafinda sürekli dans edip dolanan 50 kisi de olmayacagi icin… Evin icinde “aferim dogru yaptin”, “hayir kuzum bu güzel olmadi” demezsek nasil sosyal dünyali olacak bu minikler? 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s