Beni tanıyanlar bilirler: araştırmayı, okumayı ne kadar cok severim.

Beni tanıyanlar şunu da bilirler: sağlık konusuna özel bir takıklığım vardır.

Bu ikisinin birleşimi eskiden kendisini ‘doktor hayranlığı’ olarak ortaya koyuyordu sanırım.  Sık sık da doktora giden bir insan olduğum için eşim bana ‘doktor delisi’ derdi.  Meğer sebebi başkaymış, varmış bir anlaşılamayan sağlık karması…

Araştırma meraklısı ruhum bu alanda bir eğitim ve aynı tarz bir ‘masa başı iş’le de birleşince tabiri caizse kimse tutamadı beni…  

Hayat önce bir kalp ameliyatı çıkardı karşıma.  17 yaşındaydım.  Internet yoktu.  Ama gene de araştırdım, inceledim.  Anne – babamın anlattığıyla yetinmeyip okudum da okudum.  Ameliyatı aklıma yatırdım, ama 17 yaş isyanları ve boyun eğmişliğiyle girdim ameliyathaneye…  

Çok yıllar sonra, 2006 yılının Ekim ayında, bir bebek düşürdüm günlerden bir gün.  Hayatımda en çok ağladığım günlerden biri oldu o Ekim sonu, hafifçe güneşli olmasına rağmen bana buz gibi gelen gün.

Araştırmalarım bir büyük kistim olduğunu tesbit ettirdi bana.  Bu da doktor güvensizliğine dönüştü çabucak.  Nasıl göremezlerdi?  Doktor değil miydi bunlar?

Bir kalp, bir kist ameliyatı, düşürülen bebekten dolayı vücudu anlama çabası, Ada’nın böbreğiyle hızlanan araştırma ve yalınlığa dönme döngüsü… Doğal doğum yapabilmek için sisteme karşı bir savaş… Bütün bunlar okumaya daha da okuma kattı.  Teknik bütün terimlere hakimiyet kazandırdı.

Günlerden bir gün, Ada’nın doktorlarından birinin şu sorusu eşimi çok güldürdü: ‘Aslı hanım, siz tıp mı okudunuz?’

Bunu neden anlatıyorum?  Çünkü benim yolculuğum bunların üzerine gitmeye başlayınca hızlandı, anlamlandı.  Özellikle çoçuğunuz söz konusu olduğunda, doktorlar ne kadar güvenilir olsa da kendi araştırmanızı yapıp kendi içgüdülerinizle harmanlayıp, çocuğunuzu da dinleyerek bir orta yol bulmanızı şiddetle tavsiye ederim.  Batı tıbbı ne kadar gelişmiş olsa da doğu tıbbından öğrenilecek çok şeyi var.  Doktorlar ne kadar okumuş görmüş geçirmiş olsalar da, sizin çocuğunuz onların öz çocuğu değil.  Lütfen yanlış anlaşılmasın.  Doktorlara takdirim sonsuz.  Fakat bazen okudukları ekol itibariyle, semptom geçirici ve korkuya yönelik bir bakış açısına sahip olabiliyorlar.  Doğu sentezi burada önem kazanıyor.  Ve tabi sizin içgüdünüz.  

Sırada doğum var…

One thought on “Fahri Diploma ve Doğu-Batı Sentezi

  1. Aslı yeniden merhaba, bu gece 3. merhaba 🙂
    Ben de sağlık konusunda ekstra takık bir insanım. Bilmiyorum belki de babam çocuk doktoru diyedir. Babam, küçükken her seferinde çok hasta olduğumu düşünerek şuyum var buyum var diye binbir şikayet sayarken, hep “geçer” derdi. İnanılmaz bir ferahlık gelirdi birden ve gerçekten de geçerdi hemen. Geçeceğine inançtan mıdır neden o moralle toparlardık erkenden.

    Bebeğimiz olduğunda bize anlattı, bakın dedi çocuk hastalıklarının %80 viraldir, ateş de yapabilir, ailede havale geçmişi yoksa 41.7’ye kadar endişe edecek birşey yoktur, ve bu viral enfeksiyonlar en fazla 3 gün içinde geçer. Bizim YavruSu kreşe başladığından beri belki 20 kere hasta oldu, bazen semptomların tamamen geçmesi 1 haftayı buldu ama genellikle ağır kısımları 3 günde geçti. Bir kere antibiyotik kullandık, o da buradaki (Bloomington, IN) doktorların yüzünden ve malesef boşu boşuna.

    Bir de bu ilaçların semptomları tedavi etmesi hiç iyi değilmiş aslında. Kusma, öksürük, burun akıntısı, ishal, ateş, bunlar hep vücudun savunma mekanizması dolayısıyla ürettiği şeylermiş. Örneğin, ısısını yükselttiğinde mikroplarla daha iyi savaşıyormuş (o yüzden 39’a kadar acı çekmiyorsa, aşırı bir halsizlik, huysuzluk yoksa ateş düşürücü vermiyoruz biz), burun mukozası, mide sıvısı, akciğer mukozası, bunlar hep mikroplarla savaşılan ortamlarmış, hastalık döneminde artması iyiye işaretmiş. Babamı ne zaman arasak kusuyor ne yapalım, aman öksürdü ne verelim, burnu akıyor ne damlatalım diye “aman ne güzel mikropları dışarı atıyor, hiç müdahele etmeyin, sadece temiz bir bezle silin yeter” diyor. Tabii fışkırır tarzda kusmuyorsa, ya da boğulacak gibi öksürmüyorsa. Pardon uzattım yine, senin dediğin cümleye bağlayacaktım 🙂 Velhasıl kelam, kendi içgüdülerimizi dinleyince anlıyoruz zaten çocuğun ne derecede ilaca/doktora ihtiyacı olup olmadığını.

    Bu arada bizimki Karadeniz sentezi. Öyle ki babannem, eve hasta çocuk geldiğinde babamı ekarte edip doğal bitkisel tedavileri falan anlatırdı 😉

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s