Gebelik, bilgelik, sadelik, annelik, babalık, insanlık ve doğal bağlılık adına, dünyanın o en güzel, tadı tarifsiz hediyesinin paylaşım yeri, ortamı.
diş için arşiv
Şubat 17, 2011, 12:25 pm · Kategori: diş, diş hekimi, dişçürüğü
Evet söz verdim, yazacaktım.
Arayı açmak istemedim.
Okuyanlar bilirler, diş maceralarımı. Gezdiğim diş hekimi sayısının 10un üzerine çıktığını da.
Son diş maceramızdan sonra, dişlerimizde lekelenmeler tekrarladı. Bahsedilen ozon tedavisini de yaptırmaya ayaklarımız gitmedi bir türlü. Amaç edindik, dişlerini 3.5/4 yaşına kadar olduğu durumda tutabilirsek, sonra müdahale daha insani olacaktı.
Bu arada ozon tedavisini danışmak için gittiğimiz Timuçin bey yurtdışına taşındı.
Biz de yeni arayışlara başladık. Gene çok methedilen Etiler’de bir kliniğe gittik kontrole. Nasıl arkamıza bakmadan kaçtığımızı anlatamam, bu kadar işini bilmeyen, anlamayan, eli ayağına dolanan bir hekim daha görmedim, özelden yazanlara kliniğin adını verebilirim. O kadar uzak durulması gereken bir yer. Ada’nın azı dişlerinin çürük seviyesini bağırta çağırta ölçmeye çalışırken bir yandan çok derin olduklarını belirttiler. Ben o noktada “yeter bu iş!” deyip çocuğu alıp çıktığımı hatırlıyorum. Bu bir süre diş maceramızın sonu oldu.
Kabullendiğimiz, sentezden çıkardığımız şu oldu: Arka azı dişlerinde çürük başlangıcı vardı. Ön dişlerindekiler daha ziyade leke idi, ama tekrarlıyordu.
İyi bir bakım sonucu oldukları yerde kalırlarsa, sonra başa çıkabilirdik.
Bir gün çocuk doktorumuz Hülya Hanım (Sonugür), sevgili Işık Demiröz’ü tavsiye etti. Kendisini ara ara hep aradım, hep kongre dönemlerine denk geldim.
Geçtiğimiz hafta muayenehanesinden içeri girme şansımız oldu. Dünyamız bir kez daha değişti. Bir kere melek gibi bir insan karşıladı bizi. Gözlerinin içi gülüyordu. Çocuklara çok hassiyetle yaklaşan birisi olduğu çok belliydi. Belli ki bu işte çok tecrübeliydi.
Deneyimlerimizi ve hikayemizi dikkatle dinledi.
Kendi diş macunumuzu kendimiz yaptığımızı öğrendiğinde ilgilendi, sordu, nereden aldığımızı öğrenmek istedi. “Ben de sizden birşey öğrendim, ne güzel” dedi. Bu kadar kıdemli bir insanda, bir hekimde, bu kadar egosuzluk alışık olduğumuz birşey değil.
Çocuklarınızın her türlü diş problemleri, bakımları için şiddetle tavsiye olunur !
Ha, bu arada, Ada’nın azıları dahil ağzındaki hiçbir dişinde çürük olmadığını söyledi. Buyrun bakalım.
Çok sorulduğu için ev yapımı diş macunumuzun formülü aşağıdaki gibidir. Ben malzemeleri Amerika’dan buluyorum. 1 sene bu macunla düzenli fırçalayarak, dişlerdeki renkleri bayağı bir açtık.
- Bir ölçek “Bentonite Clay” (bir çeşit doğal kil, faydaları saymakla bitecek gibi bir meret değil)
- Bir ölçek su
- Bir ölçek toz halinde xylitol (opsiyonel)
- Bir kaç damla okaliptüs esansiyel yağı (biz bunu koymadık)
Karışacak, macun kıvamına gelecek. Küçük cam bir kavanozda uzun süre saklayabilirsiniz. Tadı çok güzel olduğu için çocuklar çok seviyor (Xylitolsüz yaparsanız, biraz daha toprakımsı tadı oluyor.) Xylitol da ayrıca dişlerin sertleşmesi için ve çürüklere karşı kullanılan doğal bir tatlandırıcı. Bazı karşıt düşünceler olsa da biz kullandık, sakıncasını görmedik. Bu macunun aynı zamanda yenebilir özelliği de olduğu için “aman yuttu!” derdi de olmuyor. Kendiniz de kullanın, macunların içindeki kimyasalların ne fena şeyler olduğunu bilseniz, ağzınıza koyamazsınız!
Kolay gelsin!
Not: Işık hanım’a ulaşmak için adres ve telefon bilgileri şöyledir:
Teşvikiye Cad. Pamuk Apt. kat 2 d.4 (Cities karşısı)
Nişantaşı
Tel. 0212 224 9396
Mart 5, 2010, 11:01 am · Kategori: annelik, Continuum, diş, dişçürüğü, Doğal ebeveynlik (Attachment Parenting), Doğallık

Şimdi anlatacaklarıma inanamayacaksınız… Yani ben hala inanamıyorum.
Burada hiç bahsetmedim sanırım, ama Ada yaklaşık 18 aylık olduğundan beri üst ön dişlerinde renklenmeler başladı. Zamanında, ismi lazım değil – esasında lazım da belki özelde – bir pedodontist (çocuk diş hekimi) bunların çürük başlangıcı olduğunu, tamamiyle anne sütünden kaynaklandığını, derhal kesmem gerektiğini, yoksa 6 ay içinde genel anestezi altında hepsinin doldurulması gerekebileceğini söyledi. Ha, üstüne bir de alt yan keserlerinin henüz çıkmamış olduğunu, bunun için çok geç olduğunu ve büyük ihtimalle genetik olarak bu dişlerinin olmadığı gibi bir bilgi de ekledi.
Biz eşimle önce afalladık. Nasıl çıktığımı bilmem o Levent’teki muayenehaneden; o sıcak yaz günü. Kulaklarıma kadar kızarmıştım sinirden. Bu genç, çok ünlü bayan bana anne sütünü derhal kesmemi ve dişler için en kötü şeyin bu olduğunu ısrarla söylemişti. Bu benim kitabımda imkansızdı. Vücudumdaki her hücre buna şiddetle karşı çıkıyordu.
Ne yapacağımızı düşünürken yaklaşık bir hafta geçti. Ben bulabildiğim yerli yabancı bütün kaynaklardan bu bayanın teorisini öldürecek birçok bilgi bulmuş, hafif rahatlamışken, Ada’nın o asla çıkmayacak ön keserleri patlamasın mı? Kadının kredibilitesi bir anda sıfıra indi. Rahat ettik. Olay söylediği gibi olamazdı. Bu çocuk çok fazla antibiyotik içmişti. Bağırsak florası zaten mahvolmuştu. Ağız florasından da daha iyi bir senaryo beklenmezdi herhalde.
Böyle 6 ay kadar geçti. Her gece sarmaş dolaş, saatlerce meme ağızda nefis uykular çektik.
Sonra bir sabah dişini fırçalarken farkettim ki azı dişleri de hafif renklenmişti. Bu işe yönelme vakti gelmişti. Bir başka diş hekimi hikayesi daha başladı. Bu sefer Akatlar’da – gene ünü ün yapmış – bir pedodontist beye yönlendik. Kendisi bizi toplam 10 dakika bile görmedi. Bayanın çizdiğinden çok daha ağır bir senaryo çizerek anne sütüne lanet üstüne lanet okuyarak bunun ameliyathanede yapılması gerektiğini, kendisinin anestezi ekibi yüzünden Kadıköy Şifa’yı tercih ettiğini, 16 dişinin 8′inin çürük olduğunu ve müdahele edilmezse apse yapıp düşeceğini söyledi. Bu operasyon sırasında yanında olup olamayacağımı sorduğumu hatırlıyorum. ”Asla ameliyathaneye giremezsiniz,” dedi. E ben işim dolayısıyla hep giriyorum peki??? Kızımın yanına mı giremeyeceğim? Kesik yok? Kan yok? Eee?
Nasıl ağladığımı size anlatamam. İlk defa anneliğimden şüphe ettiğim bir gündü. Bir meme uğruna çocuğu sokacağım travmalara değecek miydi? Kafam ilk defa bu kadar karışıktı. Bir yandan okuduğum tüm kitaplar yüreğime yakınken, aklımda dönüp dururken, “ya gerçekten böyleyse?” diye düşünmeden edemedim.
Eve gelip hızla forumlara sarıldım. Önceden bahsettiğim Continuum Concept‘i uygulayan annelerin oluşturduğu bir forum var. Gördüm ki çoğu çocukta oluyor. Herkes “ozone tedavisi” diye birşeyden bahsediyor. Tooth mousse adlı bir ürün kullanıyor. Anne sütünü çocuklarını dinleyerek kesen, veya devam edenler var. Beni alternativekidsteeth adlı bir yahoogroupa yönlendiriyorlar. “Cure tooth decay” adlı bir kitap tavsiye ediyorlar. Bu kitap birçok bilgi sistemimi yıkıyor. Başım dönüyor, okuyorum.
Özet şu:
- Çürükler, eksik gıda almaktan oluşuyor. Genetik faktörlerle hiç alakası yok. Salyanın yapısı da çok önemli – ama bu da çok beslenmeye bağlı.
- Genelde fosfor ve kalsiyum dengesindeki bozukluklar buna sebep oluyor. K2 ve D vitamini eksikliği de etkiliyor.
- Suda çözülen vitaminlerle yağda çözülen vitaminlerin dengesi de çok önemli.
- Bunu tekrar dengeye getirebilirseniz, çürüğü durdurabiliyorsunuz. Hatta yumuşama başlamış bir diş bile kendine bir camsı tabaka yapıp korumaya alıyor.
- Ozone tedavisi (Healozone Treatment) – dişteki çürük yapan bakteriyi öldürüyor, çürüğü durduruyor. Bir dişe uygulaması 40 saniye sürüyor. Bir nevi ağız salyasının da nötralize olmasını sağlıyor. Dolguya kıyasla çok daha non-invasif bir uygulama. Sağlıklı diş dokusuna hiç dokunmuyor.
- Tooth mousse diş kremi gibi birşey. Dişin yeniden kalsifiye ve mineralize olmasına yardımcı oluyor. Süt proteininden yapılıyor. Günde 2 kez fırçalama sonrası uygulanıyor.
Bu bilgiyle donanınca yeniden, bu sefer ozone tedavisi araştırmasına, yeni pedodontistlere yol aldık. iki kişiyle daha görüştük tavsiye üstüne. İkisi de ılımlı yaklaştılar. Ama ozone’u pek bilmiyorlardı. Bir tanesi Zymaflor tabletini mutlaka vermemizi söyledi. Florun zehir olduğunu bildiğimden buna pek yanaşmadım. (Çocuğunuza veriyorsanız araştırmanızı tavsiye ederim)
Bir gece internette ısrarla gezerken Timuçin Bey‘e rastladım. Türkiye’de ozone tedavisini yapıyordu. Eşim hemen açıp konuştu. Kapadığında yüzü düşmüştü. Anlaşılan healozone bizim durumumuzda biraz geç kalmış oluyordu. Ama gene de götürmeye karar verdik.
Bu 3 hafta önceydi. Randevu bir şekilde dün gerçekleşebildi.
Ondan sonrası, mavi bir bulut.
Ofise girdik. Son derece sempatik bir adam bizi karşıladı.
Uzun uzun hikayemizi dinledi.
Ada’yla konuştu. Ona oyuncakların dişlerini gösterdi.
Sonra Ada’yı kucağına yatırdı. Dişlerini inceledi.
Bir alet talep etti. ”Azılarındaki çürüklerin derinliğini ölçeceğim,” dedi. Alette 4,5,7 gibi sayılar.
“10′dan yukarıda ancak çürük mineye girmeye başlar,” dedi. Bunlar çok yüzeysel. ”Problem etmeyin.”
“Bu ön dişler leke gibi gözüküyor,” dedi. Bir cila fırçasıyla derinliğini anlamak için izin istedi.
Verdik.
Ve.
O an.
Memo’yla gözlerimizin önünde.
Fırça değer değmez.
Dişlerin biri bembeyaz oldu. Pff. Leke uçtu.
İnanamadık. Adam da inanamadı.
“Bunlar lekeymiş,” dedi.
4 ön diş. Hani ameliyathanede oyulup doldurulacak olanlar.
Bugün hala şoktayım. Ada’nın ön 4 dişi toplam 15-20 saniyede temizlendi. 2 hafta sonrasına azılarına ozone için randevu aldık. Tam ozone için uygunmuş bu dişler. Telefonda biz çok vahim bir senaryo çizince konuşmanın yönü değişmiş.
Üzerimden bir yük kalktı ki sormayın.
Hazirandan beri taşıdığım birşey. Kararsızlıklar. Pişmanlıklar. Neler neler çıktı içinden.
Bugün, ben yeni bir insanım.
Tavsiyem: Annelik içgüdülerinizi asla bırakmayın. Araştırın, yılmayın. Aklınıza yatmayan hiçbirşeye paye vermeyin. Diş konusunda bir sorunuz olursa bana yazın. Bilgilerimi seve seve paylaşırım…
Sevgiyle…